Emzirmeyi Bırakma Süreci

Öncelikle ben ne çocuk gelişimci ne de çocuk psikoloğuyum. İç güdüleri ile hareket eden, bebeğini bu şekilde anlamaya çalışan ve büyüten bir anneyim. Ne annemin ne başka bir annenin yolunda değil dinlediklerine kulak verip ama içine nasıl siniyorsa öyle yürüyen bir anneyim. Dolayısı ile yazdıklarımın arkasında kanıtlanmış bir belge, kitaplara konu olmuş bir cümle aramamanızı rica edicim. 🙂

23 aylık annelik tecrübemde edindiğim en gerçek şu ki, her çocuk kendine özel huylara, karaktere sahip. Yani komşunun kızı/oğlu ile kıyaslama yapılması kadar yanlış bir davranış yok. Hepimizin evladı kendi içinde farklı bir dünya kuruyor ve onun kurallarına göre bizler de eşlik ediyoruz. Sebze sevmeyen çocuğa ‘aa ama Ali yiyor sen de ye’ demek kadar saçma bir şey varsa o da ‘Zeynep emmeyi bıraktı sen de artık bırak’ demek.

Aylarca emmekten başka sürekli yaptığı bir faaliyeti olmayan çocuğa çıkıp artık bu kaka bırak diyeceksin ve o da tamam hadi bıraktım diyecek, var mı öyle bir çocuk? Kim bir şeyi bir anda şak diye bırakabiliyor?

Ben Can’ı memeyi bırakması için hiç zorlamadım, aksine emmesi için ona zaman ayırdım, alan açtım, sınır koymadım. Çünkü ben emzirmeyi anneliğin bir parçasından daha çok çocuğun hakkı olarak gördüm ve yettiğince de keyifle sürdürmesini izledim.

Can, 23 ay boyunca uyumak istediğinde, canı sıkıldığında, üzüldüğünde hatta bazen mutluyken bile emmek istedi. Anne göğsü onun için sığınak, güvenli ve sıcak bir alan olduğu için asla gelmesine engel olmadım. Zaten bu yüzden de korkutarak, tiksindirerek değil yine severek oradan ayrılsın istedim.

18 aylık olduğunda ona emmeyi çok sevdiğini, bunun güzel bir şey olduğunu, benim de onu emzirmekten çok mutlu olduğumu ama bir kaç zaman sonra sütün azalacağını, verimli olmayacağını, bay bay dememiz gerekeceğini her gün anlatmaya başladım. Bunu yaparken ben seni bırakıyorum, artık o güvenli alanında yok dememek için hep sakin bir dille konuştum. Tabii ki asla kabul etmedi. Her konuşmamızın sonu yerlere kapanıp ağlamasıyla sonuçlandı. Elbette ağlayacaktı. Düşünsenize elinizden biri en sevdiğiniz şeyi alacağını söylüyor, siz nasıl hissederdiniz?

blank

Bir süre bu konuşmalara ara verip en sevdiği şeyle onu özgür bıraktım. Zaten pandemi sürecinde evden çalışmaya başlayınca iyice yapışık bir hal aldık. Derken 21.ayda konuyu tekrar gündeme getirdim. Gündüzleri artık sütün az geldiğini ama uykudan önce çok olacağını, biraz dinlenip birikmesi gerektiğini söyledim. Başta anlamadı, ama gündüz her emmek istediğinde bunu hatırlattım ve geceleri de emme süresini arttırdım. Bunu yaptım çünkü söylediklerimin tutarlı olması gerekiyordu, ona gece daha çok süt olacağını söylemiştim. Gel zaman git zaman 3.günden sonra Can gündüz meme aramamaya başladı. Bu süreçte iştahı yerine geldi, uykuları yavaş yavaş düzene girdi. Anladım ki çocuklar kararlılığı seviyor.

Benim gönlümden geçen Can’ı 2 yaşına kadar emzirmek ve sonrasında da konuşarak onu kendi rızasıyla bıraktırmaktı. Buna hem Can’ı hem kendimi hazırlamam gerekiyordu ve bu yüzden de ilk süreci Can’ı kabul ettirmekle başlatmıştım ama ikinci sürece ben hazır mıydım? Hayır, hiç olmadım.

Bana memeyi tamamen bıraktırmak hem psikolojik olarak hem rahatlık olarak zor geliyordu. Çünkü onunla aramda kimseyle olmayan bir bağ vardı ve o bağ bir anda kopsun istemiyordum. Keza Can emmeden uyumayı bilmiyordu, bırakınca ne olacaktı? Ağlama krizleri, kaçan uyku saatleri, belki sabahlamalar vs vs… Sonra bir gün bunun aslında Can’dan çok benim için zor olduğunu, resmen kendi rahatım için buna devam etmek istediğimi fark ettim. Artık geceleri de konuşmaya başlamaya karar verdim. 1 ay sonra 2 yaşında olacağını, artık gece isterse ona ballı süt verebileceğimi, anne sütünün bitmesine az kaldığını ama ne olursa olsun istediği sürece yanında uyuyacağımı, sarılmak istediğinde her zaman kollarımı açacağımı, isterse göğsümde ağlayabileceğini söyledim. Gülmeyin, çocuklar bu konuşmaları o kadar iyi anlıyor ki… Can’ın bir çok şeyi yapmasında tek etken belki bu konuşmalar bile olabilir.

blank

Neyse gece konuşmaları devam etti ancak asla kabul etmedi. Ta ki ben covid-19 pozitif çıkana kadar…

Evet, tüm belirtilerden sonra test sonucum pozitif. Dünya’da milyonlarca insanın öldüğü virüs değil de beni en çok Can’ın ememeyecek olması korkutmuştu. Buna hazır değildim, şimdi değildi. Evet severek emdi, severek kabul ederek bırakacaktı, daha 1 ay vardı. Şimdi ne olacaktı?

Tüm bu soru karmaşasının içinde Can’ın süte değil sağlıklı anneye ihtiyacı olduğu gerçeğiyle ilaçları aldım ve artık bu saatten sonra ne olacaksa olacaktı.

Can’ı karşıma aldım, ona güzelce anlattım. Ona asla pembe yalanlar söylemedim, doğrusu neyse anlattım. Hasta olduğumu, eğer ona süt verirsem onun da hasta olabileceğini ve ona bir şey olursa çok üzüleceğimi, bu nedenle artık süt veremeyeceğimi söyledim. Her cümlemin sonunda onu ne kadar çok sevdiğimi de mutlaka ekledim. Ağladı, sarıldık. Onu anladığımı ama bir kaç zaman sonra alışacağını sabretmesi gerektiğini, eğer isterse zorlanırsa mutlaka sarılarak bunu atlatacağımızı söyledim. Ve o 2 yaşında daha bebek gibi gördüğümüz çocuk sarılıp benim sırtımı sıvazladı. İnanabiliyor musunuz? O konuşmadan sonra bir daha meme istemedi. Her fırsatta gelip sarıldı, virüs illetinden dolayı sarılmayı bile mesafeli yapmak zorunda kalsak ta benim küçüğüm bu durumu sandığımdan daha kolay kabullendi. Can hiç bir zaman zor bir çocuk olmadı, ne kadar anlayışlı olsa da nihayetinde çocuk. Onu bir an da büyüdün psikolojisine sokmamak, küçücük omzuna yük koyup aşağı çekmemek, kendi dünyasında karmaşa yaratmamak için her gün kısa kısa konuşmalar yapmaya devam ediyorum. Hala çocuk olduğunu, ağlamak istemesinin çok normal olduğunu, yaramazlık yapabileceğini, bazen büyüklerinde yaramazlık yaptığını hatta ağladığını söylüyorum. Bunu yapıyorum çünkü çocuklar ağlamalarına izin verilmediğinde bir anda büyümek zorunda hissediyorlarmış, bizlerin de ağladığını söylüyorum ki normal bir rahatlama biçimi olduğunu anlasın. Çocuklarınızla konuşun ama bunu yaparken onun daha küçük olduğunu bilerek cümleleri seçerek kurun.

Neyse o geceden sonra asla memesiz uyumaz dediğim oğlum, kendi uyumaya başladı. 31 yaşımda oğlumdan bir şey öğrendim, ona güvenmeyi…

blank

Evet, bütün mesele bu aslında. Biz çocuklarımıza güvenmeyi bilmiyoruz. Belki Allah güç verdi, belki o hazırdı bilemiyorum ama çocuklarımız üzerinde kurduğumuz baskılar aslında bizim hatamız. Çocuğum bana bağımlı değilmiş aslında, ben onu bana bağlı tutuyormuşum.

Aylarca severek emdi, severek bıraksın kafasını aslında ona güvenmekle başlatsaymışım belki bir gecede şak diye değil de yaya yaya bırakabilirdik. Bu hep bir muamma olacak ama sonuçta yaşayarak tecrübe ediyoruz.

Covid olmasaydım muhtemelen ben hala emziriyor ve o gün gelmesin diye bekliyor olacaktım, çünkü hala kendimde o gücü göremiyor hazır hissetmiyorum. Kısacası ben bu emzirmeyi bırakma sürecinde konuşup Can’ı hazırlamak dışında pek bir şey yapmadım, virüs nedeniyle süreç hızlandı ve her şerde bir hayır vardır’ın sonucunu aldım o kadar.

Bunca anlattıklarımın aslında kısa bir özeti var.

– Emzirmek istiyorsanız sonuna kadar emzirin. Dış seslere değil iç sesinize kulak verin.
– Emzirmeyi bırakmak istediğinizde önce buna siz hazır olun.
– Kararlı olun. Bir iki ağladı diye hemen ‘al annecim ağlama’ yaparsanız sonunu getiremezsiniz.
– Çocuğunuza emzirmeye sonlandıracağınızı anlatın ama bunu şefkatle yapın.
– Çocuğunuza zaman verin.
– Çocuğunuza her fırsatta onu çok sevdiğinizi söyleyin.
– Son ve en önemlisi çocuğunuza güvenin.

Dilerim emzirmeyi bırakma süreciniz sağlıkla, keyifle ve sevgiyle sonlanır.

Şeker tadında kalın.

Bir cevap yazın

4 × three =